Site Dili : TR | EN
MENU

Laparoskopik Cerrahi

Teknolojik gelişmelerle birlikte klasik Genel Cerrahi uygulamalarının yerini; daha az yara izi, daha az ağrı ve erken dönemde normal hayatına dönme ile sonuçlanan laparoskopik cerrahi almaktadır. Son yıllarda, Genel Cerrahiyi ilgilendiren birçok ameliyat laparoskopik yöntemle daha güvenilir bir şekilde yapılmaktadır. Hatta eskiden zor olan ve az uygulanan bazı ameliyatlar laparoskopi ile birlikte daha kolay ve sorunsuz uygulanmaya başlanmıştır.

Laparoskopik Cerrahi Nedir?

Laparoskopik ameliyatlar, karın ve göğüs bölgesinde bulunan sorunların giderilmesi amacıyla yapılması gereken operasyonların geniş kesilere ihtiyaç duyulmadan yapılmasıdır. Vücudun birkaç farklı noktasına monte edilen ince tüplerin içerisinden sokulan aletler(trokar) ve ameliyatın yürütülmesi için görsel verilerin elde edildiği bir kamera yardımıyla yapılan laparaskopik ameliyatlar, halk arasında kapalı , bıçaksız veya kansız ameliyat olarak adlandırılır. Tıbbi terim ise Laparoskopik cerrahidir. Günümüzde birçok cerrahi uygulamanın yerini almış olan laparaskopik cerrahi, gelişen teknolojinin tıbbi alana sağladığı en önemli katkılar arasında görülmektedir. Nispeten yüksek zorluk derecesindeki ameliyatların daha düşük risk altında ve daha kısa süre içerisinde yapılmasını sağlayan yöntemle birçok sağlık sorunu ortadan kaldırılmaktadır. Özellikle genel cerrahi alanına giren birçok ameliyatın laparoskopik cerrahi yöntemiyle çözülüyor olması, yöntemin güvenirliği ve başarı yüzdesinin yüksekliği sayesinde olmaktadır. Daha az yara izi ve daha az ağrılı ameliyat sonuçlarının alınması, hastanın da normal hayatına kısa süre içerisinde dönmesinde önemli bir etken olarak görülmektedir.

Laparoskopik ameliyatlar nasıl yapılır?

Laparoskopik ameliyatlar genel anestezi altında, hasta uyutularak yapılır. Bu ameliyatı yapabilmek için bir laparoskopi ünitesine, uygun el aletlerine ve tabii ki deneyimli bir cerrah ve ekibine ihtiyaç vardır. Laparoskopi ünitesi; görüntüyü elde eden kamera, soğuk ışık kaynağı, karın içine hava veren insüflatör, monitör ve video/görüntü kaydedicisinden oluşmaktadır. İlk önce bir delikten girilerek karın içi karbondioksit gazı ile şişirilir. Ardından ucunda ışık olan teleskop kamera ile girilerek karın içi incelenir. Yapılacak ameliyat türüne göre ilave trokarlar girilir. Cerrah, bu trokarlardan girilen aletlerle monitöre bakarak ameliyatı gerçekleştirir. Kamera sayesinde, çıplak gözle görülenden kat kat daha büyük ve ayrıntılı bir görüntü elde edildiğinden anatomik yapıların daha ince detaylarına kadar görülebilmesi mümkün olmaktadır. Modern enerji kaynaklarının da kullanımı ile birlikte ameliyatlar çok daha kansız geçmektedir.

Laparoskopik olarak yapılan bazı ameliyatlar

Safra kesesi: Günümüzde safra kesesi hastalıklarının ameliyatlarında, tüm dünyada, laparoskopi “altın standart”tır. Yani mecbur kalınmadıkça açık ameliyat yapılmamaktadır.

Apandisit: Safra kesesinde olduğu gibi, apandisit’in tedavisinde de öncelikle laparoskopiyi tercih etmekteyiz.

Kasık fıtığı ve diğer karın fıtıkları: Günümüzde kasık fıtığı ameliyatlarını sadece 3 delikten girilerek laparoskopik olarak yapabilmekteyiz. Özellikle çift taraflı fıtıklarda aynı kesilerden her iki tarafı da tedavi edebilmek avantajdır. Daha önce ameliyat olmuş ve tekrarlamış(nüks) fıtıklarda da laparoskopik yöntem üstündür. Eskiden geçirilmiş ameliyat yerlerinde oluşan fıtıklar(insizyonel), göbek fıtıkları ve karın bölgesindeki diğer fıtıklarda laparoskopik olarak tedavi edebilmekteyiz.

Reflü hastalığı (GÖRH) ve hiatal herni: Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışı ve buna bağlı mide ve göğüste yanma, ekşime, ağzına acı su gelme gibi şikâyetlere yol açan gastroözofageal reflü hastalığının cerrahi tedavisini de standart olarak laparoskopik yöntemle yapmaktayız. Aynı ameliyatla mide fıtıkları (hiatal herni) da tedavi edilmektedir. Bu hastalıklarda klasik açık ameliyat çok daha zor ve sorunludur.

Kolon, rektum, mide ve diğer karın içi kanserleri: Özellikle kolon ve rektum kanserlerinin cerrahi tedavisinde laparoskopi giderek daha çok tercih edilen yöntem olmaktadır. Yapılan çalışmalar, kanser tedavisindeki etkisinin, açık yöntem ile aynı olduğunu göstermiştir. Öte yandan laparoskopik ameliyat olanların ameliyat sonrası çok daha rahat,daha az ağrılı geçmektedir ve açık ameliyatlarda sık gözlenen yara sorunlarına daha az rastlanmaktadır.

Obezite (şişmanlık) cerrahisi: Laparoskopinin yaygınlaşması ile şişmanlık da artık ameliyatla başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Laparoskopik olarak yapılan mide tüpleştirme, küçültme, by-pass gibi ameliyatlarla hastalar hızlı bir şekilde kilo vermekte. Ayrıca bu ameliyatlardan sonra birçok hastanın diyabeti (şeker hastalığı) kontrol altına alınabilmektedir.

Laparoskopik Cerrahi Yönteminin Sağladığı Avantajlar

  • Ameliyatların uzun kesiler yapılmadan gerçekleştirilebilmesi çok daha az ameliyat izi ile sonuçlanmaktadır.
  • Laparoskopik ameliyatların birçok ameliyat çeşidi için başta kanama ve enfeksiyon olmak üzere daha az yan etkiye neden olduğunu ortaya koyulmuştur.
  • Ameliyat alanında daha az doku hasarının olması, daha kolay ve hızlı iyileşme sağlamaktadır.
  • Açık ameliyatlardan sonra oluşan ve birçok hastada yaşamının sonuna kadar sıkıntı yaratan karın içi yapışıklıklar laparoskopik ameliyatlardan sonra daha az görülmekte; buda yapışıklıklara bağlı ileride gelişebilecek barsak dolanmasına bağlı barsakların tıkanıklığı, hastanın ikincil başka bir hastalığa bağlı gerekebilecek laparoskopi şansını yitirmesini en aza indirmektedir.
  • Laparoskopik yöntemin en belirgin avantajlarından biri de ameliyat sonrası hastanın ağrısının daha az olması ve daha az ağrı kesiciye gereksinim duymasıdır.
  • Laparoskopik cerrahide hastanede kalış süresi de daha kısadır. Hastanın normal fiziksel aktivitesine kavuşması ve işine dönebilmesi de daha kolay ve hızlı olur.

Laparoskopik Cerrahi Sonrasında İyileşme Süreci Nasıl Olur?


Laparoskopik cerrahi işleminden sonra kişi, ameliyathaneden çıkarılarak gözetim altına alınır. Kişinin bilincinin tamamen yerine gelmesinin ardından hasta odasına getirilir. Verilen anestezinin etkisi bir süre daha devam eder. Bu süre boyunca kişi, anesteziye bağlı olarak görülen mide bulantısından ve kesi bölgesindeki hafif ağrıdan şikayet edebilir. Laparoskopik cerrahi ile yapılan müdahale türüne bağlı olarak kişinin ayağa kalkma süresi farklılık gösterse de hasta çoğunlukla 3-4 saat içinde ayağa kalkabilir ve hafif bir yemek yiyebilir. Operasyon sırasında hastaya verilen karbondioksit gazına bağlı olarak kişi 24 saat süre ile omuz ağrısı hissedebilir. Operasyonun türüne bağlı olmakla birlikte kişi, çoğunlukla aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilerek evine gönderilir.


Doç.Dr.Evren Dilektaşlı
Genel Cerrahi Uzmanı