Site Dili : TR | EN
MENU

DOĞUM SONRASI DEPRESYON

POSTPARTUM DEPRESYON

Doğum sonrası (postpartum) Depresyon Nedir?   

Halk arasında Lohusa depresyonu olarak bilinen doğum sonrası (postpartum) depresyon  doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde başladığı gibi ilk 3-6 aylar içinde de başlayabilmektedir. Profesyonel destek alınmadığı durumlarda yıllarca da sürebilmekdir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda annelerin %14 ile %41’inde postpartum depresyon belirtilerinin bulunduğu bildirilmektedir. 

Doğum sonrası depresyon belirtisi olan kadında sık ağlama, dikkat eksikliği, kendini değersiz hissetme, kişisel görünümüne dikkat etmeme, uyku bozukluğu, suçluluk, duygusal iniş çıkışlar, umutsuzluk ve yetersizlik hissi, bebekle ilgili aşırı endişe hali gibi davranışlar görülebilmektedir. Postpartum dönemde görülen depresyon, sadece anne için değil, bebek ve tüm aile için olumsuz sonuçlar doğurabileceğinden profesyonel destek alınması gerekmektedir.


Doğum sonrası (postpartum) Depresyonuna Hangi Durumlar Zemin Hazırlamaktadır?

Gebelik döneminde yükselen östrojen ve progesteron düzeylerinin doğumla birlikte ani düşmesi depresyonun nedenlerinin başında yer almaktadır. Bunun dışında  anne adayının gebelik sürecindeyken depresyon veya kaygı bozukluğu geçirmesi. Çocuğuna bakım verme konusunda yaşadığı stresler, kendisine olan saygısında azalma, eşinden ailesinden, arkadaşlarında az destek almak, bebeğinin huysuzluğu, sosyoekonomik seviyesinin düşük olması ya da anne adayının gebeliği istememesi postpartum depresyonun oluşmasına neden olabilmekdir.


Doğum sonrası (postpartum) Depresyonun Tedavisi

Depresyonun şiddetine göre psikolojik destek ya da ilaç tedavisi planı oluşturulmaktadır. 

Psikolojik destekte amaç, kadının kendi duygularını anlaması ve açığa vurmasını sağlayarak çatışmalarının çözümlenmesi, annenin kendine güvenini kazandırmak, desteklemek, bilgilendirmektir. Bu süreçte sosyal destek çok önemlidir. Aile bireylerinin, eşinin ve arkadaşlarının anneye olumlu ve destekleyici şekilde yaklaşması gerekmektedir. 

Anne ve çocuğun birbirlerinden ayrılmaması gerekir. Bebeğin annesine en fazla gereksinimi olduğu ve güvenli bağlanma sürecinin başladığı bu dönemde anne ve bebek gözetim altında tutularak ve destek verilerek beraber vakit geçirmeleri sağlanmalıdır. 

Farmakolojik yani ilaç tedavilerinde ise anneler hekimlerinin uygun gördüğü dozda ilaç kullanabilirler.

Anne adaylarına Öneriler

Gebelik süreci neredeyse her kadının yaşadığı fizyolojik bir olaydır. Özel bir süreçtir. Dikkat edilmesi gereken bir süreçtir ama hastalık hali değildir. Anne adayları kendilerine hastaymış gibi davranırsa ya da davranılmasına izin verirlerse hastalık psikolojisine bürünebiliyorlar. Bu da depresyona zemin hazırlıyor. Stres seviyelerini arttırabiliyor.

Anne adayları kendilerini tanımaya çalışsınlar. Endişe ve korkularından kaçmak yerine yüzleşmeyi seçsinler. Kaynak kitapların, gebelik eğitimlerinin bu süreçte onlara yol gösterici olması açısından faydalı olabileceğini düşünüyorum. Gerektiği takdirde uzman psikolog ya da psikiyatrist desteği almaktan çekinmesinler.

Nilay GÜRTAŞ
Klinik Psikolog